İzledim: Loving Vincent

18:14:00


      Loving Vincent, ilkokuldaki resim öğretmenimizin de etkisiyle bir Van Gogh hayranı haline gelen beni daha ilk duyduğumda çok heyecanlandıran bir yapım olmuştu. "Yağlı boya tablolarından film mi oluşturacaklar, ama nasıl?" demiştim baya bir. Kısa film olsa belki, ama uzun metrajlı! 

      Filmi izlemeye başlamadan da senaryosuyla ilgili herhangi bir beklentim yoktu. Zaten Vincent Van Gogh hakkında okunabilecek çoğu şeyi okumuş ve izlenebilecek çoğu filmi izlemiştim. Zaten hakkında bir film çekilecekse artık o film kendisinden öncekilerden farklı olmalıydı ve görsellik açısından da beni bu yönden çok tatmin ettiğini söyleyebilirim. Kişiden kişiye değişir tabi ki ama film benim için mükemmeldi.

      Konusundan bahsedecek olursam, Van Gogh'un ölümünün 1 sene sonrasına odaklanılıyor. Olayları Van Gogh tarafından portresi de yapılan (Eser şu anda Almanya'nın Essen şehrindeki Museum Folkwang'da sergileniyor.) Armand Roulin'in başrolünde izliyoruz. Armand'ın babası Joseph, Vincent'la yakın arkadaştır, oğluna Vincent tarafından yazılmış bir mektubu geç de olsa Theo'ya ulaştırmasını söyler. Armand yola çıkar fakat Theo da vefat etmiştir. Bunun üzerine mektubu Vincent'ın iyileşme sürecinde ona yardım eden Dr. Gachet'a vermeye karar verir ve bunun için Auvers-Sur-Oise'e gitmeye karar verir. Sonrasında da Vincent'ın ölümünü aydınlatmaya çalışır. 
     

      Farklı olacağını düşünmediğim senaryosu da daha önce işlenen hikayelerden farklıydı ve böylece beklentimin daha da üstünde bir yapımla karşılaşmış oldum.Yine de ne yalan söyleyeyim, senaryoya çok fazla odaklanmadım. Daha doğrusu odaklanmamaya çalıştım; çünkü bir kere olay örgüsüne daldım mı filmdeki tablolara, verilen emeğe odaklanamamaktan korktum.
       
      Tüm film boyunca içimde Van Gogh için "Keşke şu anda kendisine verilen değeri, duyulan saygıyı bilebilseydi." oldu. Düşünebiliyor musunuz, 8 yılda 800'ün üzerinde tablo yapmış ve sadece birini satabilmiş. (Kırmızı Üzüm Bağı tablosu, şu anda Moskova'da Puşkin Müzesi'nde sergileniyor.) 90'ların sonuna veya 2000'lerin başına gelen bir zamanda Doktor Gachet'in portresi'nin 100 milyon dolara satıldığı biliniyor. Her şey maddiyat da değil tabi ki, şahsen ben Musée d'Orsay'a gittiğimde Van Gogh'un tabloları karşısında ne kadar etkilendiğimi hatırlıyorum. Hatta bu kadar zamandır hayran olduğum bir ressamın eserlerini görürken, onun kendine has olan fırça darbelerinin tuvalde nasıl kat kat durduğunu görebildiğim için şanslı hissetmiştim. Vincent Van Gogh hakkında Doctor Who'da bir bölüm çekilmişti, sonu tam olarak bahsettiklerimi çok iyi yansıtmıştı. İnsan keşke gerçekten böyle bir şey yapılabilse diyor. O kesitini izlemenizi gerçekten izlerim, o yüzden hemen buraya bırakıyorum.


      Diğer bir video da benim gibi film boyunca "Nasıl bir emek bu, nasıl yapmışlar bu filmi?" diye sayıklayanlara. Filmin yapımıyla ilgili BBC'de yayınlanan bir videoyu da buraya bırakıyorum. Eminim ki yapımını benim gibi merak eden çok insan vardır. 


Bence bunlar da ilginizi çeker

0 yorum

Bumerang - Yazarkafe
Bu blogda bulunan içeriklerin hakkı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde Titania'nın Çöplüğü bloguna aittir.