İzledim: Gravity (Yerçekimi) - Film İncelemesi

17:48:00


Hangi filmi izlesem diye düşünüyordum ki 10 dalda Oscar'a aday olduğunu öğrenmemle birlikte uzun zamandır aklımda olan Gravity filmini izlemeye karar verdim. İyi ki de öyle yapmışım. Uzun zamandır hiçbir filmi bu şekilde nefesimi almayı unutarak izlememiştim diyebilirim.

Uzaya Hubble Teleskopu'na bir görev için gönderilmiş Amerikan Uzay Aracı'nda başlıyor film. Daha sonra Rusya'nın kendi uzay araçlarından birini imha etmesinden dolayı saçılan parçalar Hubble teleskobunun ve uzay aracının parçalanmasına sebep olur. Bu kaza sonucu ana karakterlerimiz olan Ryan'ın (Sandra Bullock) ve Matt'in (George Clooney) uzay boşluğunda savrulurlar.


İlk olarak oyuncu kadrosundan bahsedelim. Yerçekimi, 127 Saat tarzında 2 oyunculu bir kadroya sahip. Film hakkında "2 kişi oynuyor sadece yaa, öyle film mi olur, ne sıkıcı" diyenler var, karşılaşmadım değil var biliyorum. Filmi bir izleseler ne kadar bu düşüncelerinde ne kadar haksız olduklarını görecekler.



Oyunculara tek tek gelirseek, ilk olarak Sandra ablamıza göre rolü çok daha basit kaçan George Clooney'den bahsedelim.Filmdeki tecrübeli bir astronot olan Matt'i canlandıran George abimiz 90 dakikalık filmin sadece 30 dakikasında falan var. Sonrasında saçma sapan sebeplerle kendini atıyor gidiyor O konuya daha sonra geleceğim. Herkesin yapabileceği standart bir oyunculuk sergilemiş bence George Clooney.Zaten rolü de aham şaham bir rol olmadığından böyle olması normal. Aynı zamanda bu Matt'in yavşak astronot tiplemeleri gözümden kaçmadı değil diyerek geçiyorum Sandra ablamıza.

Sandra Bullock'un filmde canlandırdığı rolse asıl ana karakter olan Dr. Ryan Stone. Ryan ilk defa uzaya gönderilmiş, tamamen tecrübesiz, bir tıp doktoru. Tıp doktoru konusuna sonra geleceğim yine.
Ben filmde Sandra Bullock'un oyunculuğunu tam anlamıyla yansıttığını düşünüyorum. Mimikleriyle, hareketleriyle, heyecanın en baskın olduğu sahnelerdeki hızlı nefes alış verişleriyle, her şeyiyle dört dörtlük bir performans sergilemiş. Resmen ben uzaydaymışım da o an orada savrulan benmişim gibi Ryan'la birlikte nefes nefeseydim. Onun paniğini, telaşını bile onla birlikte yaşadım diyebilirim.



Şimdiyse gelelim  filmde en çok takdiri hakeden grafiklere, efektlere ve sinematografiye.  Ben her ne kadar bu filmi sinemada izleme fırsatını kaçırmış ve evde bilgisayardan izlemiş olsam da yine de efektlerden, grafiklerden epey etkilendim ki bir de sinemada 3D izleseydim herhalde koltuğa yapışırdım orada.

Filmde dram tarzı unsurlar pek fazla yoktu ki beni etkileyen birkaç sahne oldu diyebilirim.
Biri Ryan'ın Soyuz kapsülünde aldığı cenin pozisyonu. Diğeriyse Ryan'ın Soyuz kapsülünün yakıtının bittiğini farkederek intihara karar verdiği sahne.



Filmde gözüme batan bazı hatalar oldu. Mesela ilki daha en başta anlam veremediğim şey, neden uzaya tıp doktoru gönderiliyor? Aynı zamanda Ryan sadece 6 aylık eğitimden geçmiş ve filmde her simülatör denemesinde aracı çarptırdığını söylüyor. Böyle beceriksiz birini NASA neden uzaya yollasın diye düşünmedim değil.
Öyle mükemmel bir fizik bilgisine sahip değilim ama filmde gözüme çarpan birkaç şey oldu. Emin olmak için araştırdım ve haklı olduğumu anladım. Filmde Matt'in kendini attığı sahneden bahsedelim. Daha sonra geleceğim demiştim zaten. Matt kendini atıyor çünkü Ryan'a ağırlık yaptığını ve bu yüzden ipi koparacağını söylüyor. Peki uzayda yerçekimi yok tamam bunu biliyoruz, o zaman Matt nasıl ağırlık yapıp ipe olan baskıyı arttırabilir? En çok gözüme çarpan buydu, çünkü sonuçta kendini uzay boşluğuna öylece atıyorsun ya dahası var mı?
Gözüme batan başka hatalar da oldu ama şimdi onları söylememe gerek yok, sonuçta Hollywood filmi, belgesel değil. Her fizik kuralı uygulanarak çekilseydi film o kadar da etkileyici olamazdı diyorum ve bunu da geçiyorum.



Gelelim Oscar adaylıklarına. Dediğim gibi Gravity En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Kurgu, En İyi Sinematografi,  En İyi Görsel Efekt, En İyi Sanat Yönetmeni, En İyi Ses Kurgusu, En İyi Ses Miksajı, En İyi Film Müziği dallarında olmak üzere 10 Oscar adaylığına sahip.

En İyi Film ödülünü kazanır mı, pek sanmıyorum. Ama kazanabileceği ödüllere gelirsek..
Ben Alfonso Cuaron'un En İyi Yönetmen ödülünü kesinlikle hakettiğini düşünüyorum. Sandra Bullock da her ne kadar mükemmel bir oyunculuk sergilemiş olsa da karşısındaki rakipler karşısında şansı ne kadar olur bilemem.
En İyi Sinematografi ve En İyi Görsel Efekt'teyse kazanan zaten Gravity, diğer filmlerin bu konuda yarışabileceğini düşünmüyorum bile.
Filmdeki ses efektlerine ve film müziğine değinmedim yazıda ama Oscar konusunda ödülü kazanabileceğini düşünüyorum. En İyi Sanat Yönetmeni ödülünü de Gravity alır gibi geliyor bana.

Kısacası benim çok beğenerek izlediğim bir filmdi. Siz de benim gibi sinemada izleme şansını kaçırdıysanız üzülün yani yapacak bir şey yok ama şansınıza da küsmeyin, izleyin derim ben. :)



Bence bunlar da ilginizi çeker

10 yorum

  1. Bilgilendirme için teşekkürler bu filmi benim de izlemem lazım ..Bu arada sizi de izliyorum artık ;)) Bana da bekliyorum
    Sevgiler :))
    www.pisimel.com

    YanıtlaSil
  2. ne kadar detaylı ve güzel anlatmışsın ama ya.
    bissürü bilmediğim şey öğrendim.
    madem öyle, izliycem tabii.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederiim :)
      izle tabi ya uzay filmleri veya böyle yalnızlık temalı filmler hoşuna gidiyorsa güzel filmdi :)

      Sil
  3. Merhaba Titania, deep'in yazısından keşfettim blogunu özellikle bu yazın dikkatimi çekti. Çok güzel anlatmışsın ve de ''En İyi Sanat Yönetmeni'' hariç bütün tespitlerinde başarılı olmuşsun. Tebrik ederim fakat bu alanda böylesine kabiliyetin varken daha çok yazmalısın gibi geldi bana naçizane tavsiyem olsun. Teşekkürler paylaşım için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, epey mutlu ediyor bu tarzda yorumlar almak :)
      Ve tavsiyene uyacağım kesinlikle, ben de istiyorum hep film eleştirisi yazmayı da iyice sağlam oturtulmamış bir yazı yayınlamak istemediğimden kalıyordu hep :)

      Sil
    2. Rica ederim. Bak bu yorumunla yeni yazı üzerindeyken yakaladın beni :) şöyle söyleyeyim özellikle bu alanda (sinema) yazan blog/siteleri pek takip etmiyorum ama sen ve senin gibi genel olarak ya da kişisel blog tarzında olup da film incelemelerini kaleme alan bloggerları tek tek arıyorum :) çünkü çok daha farklı yazılar çok daha farklı bakış açılarıyla karşılaşabiliyorum ( özellikle de senin gibi çok güzel kaleme alan ama bir devamlılığı olmayan arkadaşları teşvik etmeye çalışıyorum ) bu da bazen filmi tekrar başka bir pencereden oturup izlememe neden oluyor. Sevgili deep sağ olsun seni de takip etmeye başladım artık sayesinde ;) ve sen hep yaz oturmasını bekleme çünkü oturtulmuş haliyle yazan o kadar çok yer var ki bırak bu şekilde kalsın o da senin farklılığın olsun ;)

      Sil
  4. Sitenizi beğeniyoruz.Yine çok iyi bir incelem yazısı yayınlamışsınız.Teşekkürler

    YanıtlaSil
  5. Matt in kendini attığı sahnede bir hata yok orada ipi geren matt in ağırlığı değil momentumu ve eğer bağlantıyı kesmese momentum ipteki potansiyel enerjiye dönüştükçe ipi gerip koparabilirdi ve bu da ikisi için de geri dönüşümsüz bir harekete neden olurdu ve gaz kalmadığı için hiç bir şekilde geri dönülemezdi lütfen fizik bilmeden burada fizik hatası var diye eleştirmeyin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Öyle mükemmel bir fizik bilgisine sahip değilim" yazıyor zaten, emin olmadan konuştuğumu da belirtmişim ama teşekkürler açıklama için her ne kadar anlamamış olsam da :)

      Sil

Bumerang - Yazarkafe
Bu blogda bulunan içeriklerin hakkı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde Titania'nın Çöplüğü bloguna aittir.